Sinekli Bakkal - Halide Edib Adıvar
| Sinekli Bakkal Halide Edib Adıvar |
SİNEKLİ BAKKAL’IN İNCELEMESİ:
OLAY ÖRGÜSÜ: Roman iki ana kısımdan oluşuyor. Birinci kısım kendi içinde yirmi yedi bölüm halindedir. İkinci kısım ise kendi içinde yirmi üç bölümden oluşuyor.
Romanın geneli göz önüne alınırsa siyasal,toplumsal ve duygusal sorunlarla örülmüş bir olay örgüsü dikkati çeker. II.Abdülhamit dönemi anlatılmaktadır. Ama sadece bir dönemin anlatıldığı bir roman değildir. Romanda Rabia’nın hayat hikayesi daha ön plandadır. Romanın ilk bölümünde daha çok ve karışık olaylar birbiri ardınca anlatılıyor; bu bölüm çözülecek olan bir düğüm şeklinde son buluyor. İkinci bölümde olay daha özele iniyor; daha yavaş bir şekilde Rabia’nın hayatı anlatılıyor. Romanın sonu hızlı bir şekilde ve çözüme ulaşarak bitiyor. Yazar,bu romanda kendi inandığı Devamını Oku
Necip Fazıl KISAKÜREK
1905 yılının 25 Mayıs’ında İstanbul’da doğdu.
Necip Fazıl’ın çocukluğu, mahkeme reisliğinden emekli büyükbabasının İstanbul Çemberlitaş’taki konağında geçti. Maraş’lı bir soydan gelen şair, ilk ve orta öğrenimini Amerikan ve Fransız kolejleri ile Heybeliada’daki Bahriye Mektebin’de (Askeri Deniz Lisesi) tamamladı. Lisedeki hocaları arasında dönemin pek çok ünlüleri vardı: Yahya Kemal, Ahmet Hamdi(Akseki), İbrahim Aşki gibi…
İstanbul Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nü bitirdikten (1924) sonra gönderildiği Fransa’da Sorbonne Üniversitesi Felsefe Bölümünde okudu. Paris’te geçen bohem günlerinden sonra, Türkiye’ye dönüşünde Hollanda, Osmanlı ve İş Bankalarında müfettiş ve muhasebe müdürü olarak çalıştı. Robert Koleji, İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi, Ankara Devlet Konservatuarı, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde hocalık yaptı (1939-43). Sonraki yıllarında fikir ve sanat çalışmaları dışında başka bir işle meşgul olmadı.
Şairliğe ilk adımını on yedi yaşında iken, annesinin arzusuyla başladı ve ilk şiirleri Yeni Mecmua’da yayımlandı. Milli Mecmua ve Yeni Hayat dergilerinde çıkan şiirleriyle kendinden söz ettirdikten sonra, Paris dönüşü yayımladığı Örümcek Ağı ve Kaldırımlar adlı şiir kitapları onu çok genç yaşta çağdaşı şairlerin en önüne çıkararak edebiyat çevrelerinde büyük bir hayranlık ve heyecan uyandırdı. Henüz otuz yaşına basmadan çıkardığı yeni şiir kitabı Ben ve Ötesi (1932) ile en az öncekiler kadar takdir toplamayı sürdürdü.
Devamını Oku
30 Ağustos Zafer Bayramının anlam ve önemi
Birinci Dünya Savaşı sonunda imzalanan Mondros Mütarekesi ve Sevr Antlaşmasıyla yurdumuz tamamen elimizden alınıyor, vatanımızda hür olarak yaşama hakkımıza son veriliyordu. Yüzyıllardır üzerinde bağımsız olarak yaşadığımız bu topraklar düşmanlara veriliyor, bizim de bunu kabul etmemiz isteniyordu.
Türk milletinin bu durumu kabul etmesi elbette mümkün değildi.
19 Mayıs 1919′da Atatürk’ün Samsun’a çıkmasıyla, lideriyle kucaklaşan Anadolu, Atatürk’ün önderliğinde Kurtuluş Savaşı’nı başlattı. Amasya Genelgesi’nin yayınlanmasının ardından Erzurum ve Sivas Kongreleri yapıldı. Daha sonra 27 Aralık 1919′da Ankara’ya gelen Atatürk, 23 Nisan 1920′de TBMM’yi kurdu. Böy-lece hem memleketin yönetimi halkın iradesine verilmiş oluyordu. Hem de Kurtuluş Savaşı’nın merkezi Ankara oluyordu.
TBMM meclisi yaptığı görüşmelerde yurdun durumunu ve kurtuluş çarelerini aradı. “Misak-ı Millî sınırları içinde vatanın bir bütün olduğu ve parçalanamayacağı görüşü”nden hareketle, düşmanla mücadele kararı alındı. Oluşturulan düzenli ordularla savaşa girildi. İlk başarı, Doğu’da Ermeni çetelerine karşı kazanıldı. Daha sonra, Batı cephesinde, Yunanlılarla, I. İnönü ve II. İnönü Savaşları yapıldı. Bu savaşların kazanılmasıyla Yunanlılar’a büyük bir darbe indirilmiş oldu. Bunun üzerine Yunan ordusu yeniden saldırıya geçti. Saldırı üzerine Mustafa Kemal, or-dularına: “Hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır. Bu satıh, bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz.” emrini verdi.
Devamını Oku
Madam Bovary - Gustav Flaubert
KİTAP ÖZETİ:
Charles Bovary, orta halli bir ailenin oğludur. Annesi oğluna ne kadar düşkünse babası da o kadar ilgisizdir. Annesinin kendisine düşkünlüğü nedeniyle arkadaşlık ilişkilerinde zorluk çeker ve annesi onu sürekli yönlendirmektedir. Charles annesini baskısıyla tıp okur ve dul bir kadınla evlenir. Kısa bir süre sonra Charles’ın hasta karısı ölür. Bu arada Charles bir çiftlikte Rouault Baba’ya bakmaktadır. Bu çiftlikte tanıştığı Roualut Baba’nın kızı Emma ve Charles arasında bir yakınlaşma başlar ve evlenirler. Emma Bovary, zengin olma hayalleriyle yıllar geçtikçe
bunalıma girer. Charles karısı için çok üzülmektedir ve hava değişikliğinin iyi geleceğini düşünerekten Yonville’e taşınmaya karar verirler. Başta çok mutlu olan evlilikleri Emma Bovary’nin avunmaması nedeniyle gittikçe kötüleşir. Zengin olma hayalleri onu mutsuzluğa itmektedir.
Güzelliğinin yanında iyi bir eğitim alması ve terbiyesi ile çevresindekileri etkilemeye başlar. Genç ve yakışıklı Leon da bunların arasındadır,ama Madam Bovary’den beklediği karşılığı bulamaz ve böylece Yonville’i terk eder. Kısa bir süre sonra Emma, Rodolphe adlı bir adama aşık olur ve onunla ilişkiye girer. Rodolphe için her tür fedakarlığı göze alır ve o kadar çok para harcar ki, son olarak elinde sadece imzaladığı senetler kalmıştır. Bu ilişki Emma’ya zarar vermeye başlamıştır. Rodolphe Emma’yı terk eder ve Emma Bovary ciddi bir bunalıma girer. Charles karısını iyileştirmek için her türlü çareye başvurmuştur; fakat sonuç alamamıştır. Ödenmeyen senetler sonucunda evlerine haciz konur. Bu acılara dayanamayan Emma Bovary ilaç içerek intihar eder. Charles Bovary de karısının acısına dayanamaz ve kısa bir süre sonra o da ölür.
KARAKTERLER:
Emma Bovary : Romanın baş kahramanıdır. Romantik istekleri mantığının önüne geçmiş, güzel bir kadındır. Daima gözü yükseklerdedir. Elindeki ile yetinmeyi bilmeyen, doymayan bir kişiliğe sahiptir o nedenle hayatta hiçbir zaman mutlu olamamıştır.
Charles : Tembel bir kocadır. Hayatı boyunca hep annesinin istediklerini yapmaya mecbur kalmıştır. Çocukluk yıllarından kalma bu eziklik onu zayıf karakterli biri yapmıştır.
Homais : Meraklı ve misafirperver bir eczacıdır.
Rodolphe: Zengin ve çapkın bir erkektir.
Lheureux : Çıkarcı bir insandır. İnsanların hayatına karışan bir satıcıdır. Aynı zamanda çok paragözdür.
Rollet Ana : Dürüst bir hizmetkardır. İşini sevmemesine rağmen güvenilir bir sütannedir.
Leon : Yakışıklı ve saf bir duygusaldır. Emma Bovary’e aşıktır.
Madame Bovary, Gustave Flaubert tarafından 19. yüzyılda yazılmış bir romandır.
Bir çok otorite tarafından ilk modern realist roman sayılan Madame Bovary ilk kez 1857 yılında basılmıştır. Yapıt döneminde büyük yankılar uyandırmış, kitabın tamamının basılması için Flaubert’in mahkemeye gitmesi gerekmiştir. Romantizmin idealist yaklaşımına bir tepki olarak ortaya çıkan roman, realizm akımının ilk ve en önemli örneklerindendir.
2007 yılı çağdaş yazarlar oylaması,(basılı bulunan en üst on sıralamaya hak kazanmış kitaplar içinde) Madame Bovary’yi şimdiye kadar yazılmış en büyük roman birincisi olarak ve ikinci ise sadece Leo Tolstoy’un Anna Karenina. eserini seçmiştir.
Konusu:
Kitap, iyi kalpli olmasına rağmen basit ve sıradan bir doktor olan Charles Bovary’nin, yüksek idealleri ve aşırı bir lüks tutkusu olan romantik karısı Emma Bovary’nin hayatının tekdüzeliğinden sıyrılmak için girdiği durumları ve yaşadığı çeşitli gayri meşru aşk ilişkilerini konu alır. Baş karakter Emma Bovary’nin sergilediği davranışlar ve zinaları, o dönemde şokla karşılanmış ve bu yüzden yazar Flaubert uzun yıllar boyu çeşitli negatif yorumlara ve suçlamalara maruz kaldı.
Kitap Hakkında:
Gustave Flaubert gerçekçilik akımının öncüsüdür.
Madam Bovary romanı ise, edebiyatta çağ başlatan bir başyapıttır.
Madam Bovary bir dramdır; kentsoylu yaşamın batağında, romantik düşlerin peşinde koşan bir kadının dramı.
Doyumsuz tutkuların ağında mutluluk hayalleri kuran Emma Bovary, gördüğü bayağılık ve ihanetle yıkılır.
Asla yaşayamayacağı bir aşk için, şöhretini ve gururunu ayaklar altına alır, hayatını feda eder.
Var olduğunu sandığı büyük insani duygular ve değerler, küçük çıkarlar ve para karşısında tuz-buz olur.
Sonunda aşk acılarıyla kıvranarak romantik düşlerini yitirir, her şeyden duyduğu korku ve pişmanlık içinde hayatına son verir. Evet, Madam Bovary kadın ruhunun (aşk) acılarını eşsiz bir güçle anlatan muazzam bir romandır.
Hala ruhunu yitirmeyen kadınlara ve erkeklere ithaf olunur.
Msn 9.0 Türkçe İndirilebilir
Windows Live Messenger, yenilenmeye devam ediyor. Windows Live Messenger 9, şu anda beta aşamasında ve bazı sorunlara sahip. Ancak geliştirilen beta sürümler, final sürümün bizlere ne getireceği konusunda önemli ipuçları veriyor. Son yapılan güncelleme ile bu yeniliklerin neler olduğu ortaya çıkmış durumda.
Msn 9.0 Windows Live Messenger 9.0 İndir Download
Bazı Yenilikler;
Kişisel ileti alanında Link Verme - Artık kişisel iletinizde tıklanabilir bir link(site adresi) verebileceksiniz.
Görünümdeki Düzeltmeler - Görünümdeki değişmeler düzeltme niteliğinde Windows Live Messenger 8.5′den pek bir farkı yok.
Değişen Oturum açma , farklı duruş, anlık olarak yazı, ses ve video özelliği
Windows Live Contacts Server - Arka planda çalışan wlcomm.exe ile kişi bilgilerini korur, kişi bilgilerinizdeki güncellemeleri alır ve Messenger’ın daha hızlı açılmasına yardımcı olur.
Windows Live Messenger 9.0 henüz beta olduğu için çeşitli sorunlarla karşılaşılabiliniyor.İlk oturum açış biraz uzun sürebiliyor.
“Aşk-ı Memnu” Anlamı
Aşk-ı Memnu, Halit Ziya Uşaklıgil’in realist-naturalist bir romanıdır. Aşk-ı Memnu, “Yasak Aşk” demektir. 1974 yılında TRT’de yayınlanan dizi Türk televizyonlarında yayınlanan ilk yerli dizidir. 33′er dakikalık 6 bölümden oluşan diziyi Halit Refiğ yönetmiştir. TRT’de yayınlandığı haliyle bölüm isimleri sırasıyla şöyledir;
- 1. Bölüm: Melih Bey Takımndan Oluyoruz!
- 2. Bölüm: Nihal Hanım’ın Çarşafı
- 3. Bölüm: Çılgınlık Bu Yaptığımız!
- 4. Bölüm: Gelin Olmak mı? Asla!
- 5. Bölüm: Behlül’den Sakın!
- 6. Bölüm: Firdevs Hanım’ın Kızı
Dizi 2008 yeni sezonunda Kanal-D ekranlarında tekrar yayınlanacaktır.
Dünyanın Ucundaki Fener - Jules Verne
Kısa Kitap Özeti
Dünya’nın güney ucunda ıssız bir adadaki bir fenerin çevresinde gelişen olaylar anlatır. Azgın dalgalar ve korkunç kayalıkların yol açtığı gemi kazalarını önlemek için inşa edilen fenere üç bekçi bırakılır. Bu üç bekçinin adı Vasquez, Felipe ve Moriz’ dir. Ayrıca Devlet Adasında bu üç bekçiden başka kişilerde bulunur. Bunlar Kongre Çetesi’ dir. Bu çetenin başkanının adı Kongre, başkan yardımcısının adı ise Carcante’ dir. Bu çetede Kongre ve Carcante’ den başka bir düzine kişi daha vardır. Bu çete Devletler Adasında bir mağarada kalırlar.
| Dünyanın Ucundaki Fener Jules Verne |
Ülkelerine dönmeyi çok isterler ama bu bir müddet gerçekleşemez. Çünkü bu çetenin ne teknesi ne sandalı ne de yelkenlisi var. Bu yüzden adada mahküm kalırlar. Bir gün bir yelkenli bu çetenin bulunduğu kıyıya gelir. Yelkenli kuma yapışır kalır. Çetenin bu yelkenliyi kumdan kurtarması çetenin bir kaç gününü alır. Daha sonra çete yelkenlinin bir Şili yelkeni olduğunu ve adının ise Masue olduğunu tesbit ederler. Devamını Oku
PLANLI DERS ÇALIŞMA TEKNİKLERİ
Planlı çalışma baştan sona amaçli bir iştir. Plan bir ögrenciye ;
• Bir isin hazirlanmasinda kendisine yeterli zamani ayarlamasini saglar.
• Daha etkin olmasina yardimci olur.
• Kendisine güvenini artirir.
• Sorunlarini çözmesini kolaylastirir.
• Dogru karar vermesini saglar ve kararsizliktan kurtarir.
Plan hazirlarken asagidaki noktalara dikkat edilmelidir :
• Çalismak için ayrilacak saatler saptanirken, çalisacak dersin verildigi gün ve saate yakin olmasina dikkat edilmelidir. Bu durum unutmayi azaltir, ögrenileni pekistirir.
Devamını Oku

