İlk Cemre - Birol Topuz

20 Mar 2009 · Kategoriler: Kitap Özetleri · Yorum 

Kitabın Takriz kısmı:

“İçinde ruh olmayan bir edebiyat heykeli inşa etmekten ise, ruhu olan bir sivrisinek yapabilmeyi tercih ederim. İlham, ruhtur. Ruhu olan yazılar canlıdır ve canlandırır; diğerleri görkemli de olsa birer kadavra, birer mumyadır. Beynin kurgulama teknikleri ile mükemmel kalem-kurgu yazıları karalamaktansa, bir paragraflık ilhamı, bir cümlelik ilham vecîzesi yazabilmeyi yeğleyişim bundan. Diriltici olan kuramlar veya kurgular değil, hakikatlerdir. Kalemden sızan kalbin ilham bengisuyu, okuyuculara kan bağışıdır, can üfleyişidir. O bakımdan körpe kalemlerin gönül yazılarını takdire şayan bulurum, zevkle okurum. Zira denemesinin merkezinde atan bir kalp vardır, cümlelerinin damarlarında akan sıcacık bir kan, çehresine akseden albenili bir canlılık vardır.”

“Duygu-Düşünce Günlüğüm”e düştüğüm bu notların, gün gelip bir “takriz”in mukaddimesi olacağını nereden bilebilirdim? Münkeşifi takdir, inkişâfı teşvik istikametinde. Elinizdeki “İlk Cemre” genç bir kalemin ilkbaharını müjdeleyen ilk çiçeği. Şekil ve muhtevasında ilk’liğin tazeliği… Şüphesiz ilk’lerin insan hayatında çok özel bir yeri olur. Hatırası da ona göre ömürlüktür. İstikbal adına ümit vaadeden bir filizin ilk hâtırasında bir hayat boyu hep bir yâd-ı cemîl olarak yaşamak gibi bir güzelliği reddetmeyi dahi göze alabilecek kadar, kendimi takdim yazmaya liyakatsiz bulduğumu itiraf etmeliyim. Ne var ki nahif bir gönlün samimâne talebini, sıradan bir iman ve amel fakiri olarak reddedip incitmeyi de göze alamadım. Belki mütekâbil sevgi “hayır”ı kaldırmadığı için “evet”e mecbur kaldım, bilemiyorum.
Devamını oku

Kızıla Boyalı Saçlar - Kostas Mourselas

04 Şub 2009 · Kategoriler: Kitap Özetleri · Yorum 

Okura meydan okuyan, okuru uyaran, kızdıran bir roman. Erotik, duygusal, bayağı, çirkin, dehşet verici… Yalın anlatımı olan, mizah dolu, alaycı, sert eleştirilerle dolu bir kitap. Asıl olarak da egemen sisteme ve o sistemi bir nedenle içselleştirenlere karşı müthiş bir eleştiri. Çağdaş Hamletler, zorbalar, kutsallaştırılan serseriler, genelevler, mahalleler, gecekondular, erkek delisi kadınlar, üçkağıtçılar, küçük burjuvalar, geçmişin idealistleri olan günümüzün başarılı işadamları, dolandırıcılar, rezil kişiler, insanlara değil aynadaki görüntülerine aşık olanlar, bir dönemin ve insanların resmi.
Devamını oku

Gulliver’in Gezileri - Jonathan Swift

01 Şub 2009 · Kategoriler: Kitap Özetleri · Yorum 

Macera tutkusuyla yola çıktığı geminin batmasıyla minik insanlar ülkesine düşen Gulliver; ilk yolculuğunda Lilliput’lulara yardım etmesine karşılık, onların düşmanı olan Blefuscudia ülkesi insanlarını tamamen Lilliput’luların kölesi yapmadığı ve karşı tarafın donanmasını ellerinden aldığı için ölüm tehlikesiyle karşı karşıya gelir. Zorlukla İngiltere’deki evine dönen Lemuel, yeniden değişik heyecanlar yaşamak isteğiyle dolunca bu kez Hindistan’a gitmek amacıyla “serüven” adlı bir gemiye biner. Gemi yolda kaybolarak bir sahile çıkarlar. Gulliver, diğer yolcu ve gemicileri de kaybederek kendisini devler ülkesinde bulur. Burada bir köylü kendisini farkedip alarak evine getirir ve dokuz yaşındaki kızı Glumdalclitch’i eğlendirmesi için alıkoyar.
Devamını oku

Erikler Çiçek Açtı - Esat Mahmut KARAKURT

25 Oca 2009 · Kategoriler: Kitap Özetleri · Yorum 

1. KİTABIN KONUSU:
Bir Kurmay Binbaşının Hong Kong’a gönderilmesi ve burada başına gelen olaylar anlatılıyor.

2. KİTABIN ÖZETİ:
Bir kurmay binbaşı olan Orhan Bey, Hong Kong’ta meydana gelen terör olaylarından sonra Hong Kong’a gönderilir. Bindiği uçakta Madelena adında bir kadınla tanışır.

Bindikleri uçak, kötü hava şartlarından dolayı Şam’a zorunlu iniş yapar. Uçak Şam’a indiğinde bütün yolcular kendilerine bildirilen otele gitmek için uçağı terk eder.

Madelena bir uyuşturucu kaçakçısıdır ve Şam’da kaldıkları otelde Şam polisi tarafından tutuklanır. O ana kadar topal taklidi yapan kadının aslında topal olmadığı, bunu kendisini aciz göstermek için kullandığı anlaşılır.

Orhan Bey yoluna devam eder. Hong Kong’a vardığında onu bir İngiliz teğmeni karşılar ve kalacağı otele götürür.

Komünist bir örgüt Hong Kong’ta terör eylemleri yapmaktadır ve Orhan Bey de buradaki İngiliz ve Amerikan subayları ile birlikte bu örgütü çökertmek için çalışacaklardır.

Orhan Bey boş kalan zamanlarında sivil olarak gezer ve kendisini milyoner bir tüccar olarak tanıtır. Bu sayede bir kadınla tanışır ve samimi bir dostluk kurar. İsmi Çing Çung olan bu kadın evlidir ve oldukça zengindir. Zamanla Orhan Bey’e aşık olur. Orhan Bey’in tesadüfen tanıştığı bu kadın terörist örgütün patronu olan Pavlof’un karısıdır. Orhan Bey, Madam Çing Çung’u Hong Kong’un en zengin insanlarından biri, Madam Çing Çung da Orhan Bey’i zengin bir tüccar olarak tanımaktadır.
Devamını oku

İnci’nin Maceraları - Orhan Kemal

21 Ara 2008 · Kategoriler: Kitap Özetleri · Yorum 

İnci’nin Maceraları
Orhan Kemal

KONUSU: İnci ismindeki çocuğun, gerçek yaşam ile hayal dünyası arasındaki bağlantıyı kurmaya çalışması anlatılmaktadır.

ARKA KAPAK YAZISI:Türk edebiyatının en özgün ve gerçekçi yazarlarından olan Orhan Kemal yazdığı roman, oyun ve öykülerin hepsinde, yoksul, hayatla mücadele etmek zorunda olan, ama umudunu, yaşama sevincini kaybetmeyen insanlardan söz eder. İnci’nin Maceraları’ndaki sekiz öykü yine aynı dünyanın çocuklarını anlatıyor ve Orhan Kemal her zamanki gibi, yoksulluğun umudu ve insan sevgisini yok edemeyeceğine duyduğu inancı vurguluyor.

İnci’nin Maceraları - 1

Altı yaşında bir kız olan İnci’nin cezaevinden yeni çıkmış o-lan babası, kızının, üst kattaki doktorun kızı Berin ile arkadaşlık etmesini istememektedir. Hatta bir gün, Berin kendilerine gelip oyun oynamak için izin istediğinde, babası “Siz zenginsiniz, biz fakir, o nedenle kızım seninle oynayamaz” diyerek Berin’in kalbini de kırmıştı. O günden beri, Berin kendisi ile görüşmüyor, İnci’yi gördüğünde, “Kaba adamın kızı” diye laf atmaktadır. Zaten, babası geldiğinden beri, annesi de daha çok babası ile ile ilgilenmektedir. Bu nedenle İnci zaman zaman babasının ya ölmesini, ya da yeni­den hapse girmesini düşünüyordu.
Bir gece, annesi ile babası konuşurlarken, babasının kışlık paltosu olmadığı için, askeriye malı olan kabanı boyatıp giyeceği­ni, ancak bunun da suç olduğu için, yakalanırsa hapise girebilece­ğini öğrendi.
O günün sabahı, babası evden çıktıktan sonra, bin bir işve ve cilve ile annesinden babaannesine gitmek için izin isteyip alınca, kendisini hızla sokağa attı. Babaannesinin evlerinin karşısındaki eczanenin yanında nöbet beklemekte olan polisin yanına kadar koştu. Polisin yanına varınca, polisin bıyıklarından ürküp, “Babaannemgile gidiyorum” dedi.

İnci’nin Maceraları 2

İnci koşa koşa mutfaktaki annesinin yanına koşup, “Sürmeli doğurdu, hem de dört tane. İkisi siyah, ikisi beyaz, ayy ne güzel, ne gü­zeli” diye bağırdı. Annesi hiç oralı olmayıp, “Kes sesini” dedi. Traş olan dayısına koşup, aynı sözleri tekrarladı, dayısı bu esnada jileti biraz fazla kaçırıp yüzünü kesince İnci’ye bir tekme savurdu, ancak boşa gitti. İnci yılmadı, bu sefer de koşup aynı müjdeyi babasına söyledi. Babası biraz ilgilenir görünse de, sonra başından savdı. Devamını oku

Ölüm Diyeti - Robin Cook

30 Eki 2008 · Kategoriler: Kitap Özetleri · Yorum 

Yayınevi:Altın Kitaplar Yayınevi
Basım Yılı: 1999

Kitabın Konusu: Bir hastahanede ardı ardına gele ölümlerin ortaya çıkarılmasıdır.

Kitabın Özeti:
Doktor Hodges Barlett Kent Hastanesi (BKH)’ ni kurduktan sonra, işletmesini üstlenerek hastaneyi büyük ve tanınan bir kurum haline getirir. Ekonomik sıkıntıların patlak vermesiyle birlikte Barlett ilçesinde bulunan iki özel hastane maddi ihtiyaçları karşılamaktaki güçlüklerden dolayı kapanır. Dr. Hodges de bu ekonomik durumdan etkilenen hastanesini kurtarmak amacıyla ekonomiden anlayan Traynor’ ı yönetim kurulu başkanlığına getirerek kendini emekliye ayırır. Traynor hastaneyi ayakta tutabilmek için bölgenin en önemli sağlık merkezlerinden biri olan Comprehensive Medical Vermont (CMV) ile sağlık antlaşması yapar.
CMV antlaşma gereği BKH’ ye hem hasta hem de doktor yollayarak, karşılığında para ödemeyi taahhüt eder. CMV’ nin asıl amacı BKH’ ye parası ve sosyal güvencesi olmayan hastalarını göndererek, BKH’ yi ekonomik açıdan zor duruma düşürmek ve hastanenin bu güç durumundan yararlanarak yönetimi ele geçirmektir. BKH’ de bir süre sonra hasta ölümlerinde artış görülmeye başlanır. Bu ölümlerin tümü eskiden ciddi bir hastalık geçirmiş ve bu hastalıkla mücadeleyi kazanmış fakat BKH’ ye küçük vakalar için başvurup, tedavi olduktan sonra, hastanede ölenlerden oluşur. Bu olayların hastane üzerindeki etkisi de olumsuz yönde olmaktadır. Otoparkta hemşirelere cinsel taciz yapılıp diğer personelin de malına zarar verilmektedir.

Bu esnada hastanenin kurucusu olan emekli yönetim kurulu başkanı Dr.Hodges olayları inceler ve otoparktaki hemşire saldırılarını gerçekleştiren kişinin yine hastaneden birinin olduğu kanısına vardığını ve ölüm olaylarındaki artışların şüpheli olduğunu aktarır ve aynı günün akşamı öldürülür.
Bu arada kitabın kahramanları Dr. David, karısı Dr. Angela ve kızları Niki CMV’ ye iş başvurusunda bulunarak kabul edilir ve BKH’ ye antlaşma gereği Devamını oku

Define Adası (uzun)

14 Eki 2008 · Kategoriler: Kitap Özetleri · 10 Yorum 

Define Adası Robert Louis Stevenson


Kitap Özeti: Babam, annem ve ben İngiltere’nin batı sahillerinde, küçük bir kasabada, küçük bir hanı işletiyorduk. Ben, on on iki yaşlarıdayken, bir gün hana iri yarı, kir pas içinde, suratında yara izi olan, denizci birisi geldi. Hanımızı beğendiği için kalacağını, fazla yemek ve yer seçici olmadığın belirtti ve üç altını çıkartıp masanın üzerine avans olarak koydu. Bir gün bana, dikkatli olup, bir ayağı tahta olan bir denizciyi gördüğümde, kendisine haber verirsem, ayda dört peni kazana­cağımı söyledi. Ben de kabul ettim. O günden sonra gözümü dört açtım. Akşamlan içiyor, maceralarım anlatıyor, milleti kendisini dinlemesi için zorluyordu. Müşteriler ondan çekindikleri için seslerini çıkaramryorlardı ama her geçen gün de handan çekiliyor­lardı. Babam, “eyvah, bu gidişle iflas edeceğiz” diyordu. Aradan aylar geçmiş olmasına rağmen handan gitmeye niyeti yok gibiydi. Bir müddet sonra ne bana, ne de babama para vermez oldu. Gün geçtikçe borcu birikiyordu. Babamla sık sık tartışıyorlardı. Bir tartışma sırasında, babam kalp krizi geçirdi. Gelen doktor, aynı zamanda bölge polisi imiş. Kaptanın eli bıçaklı halini görünce, ona kızdı ve bir suç işlerse hapse tıkacağını belirtti. Ne hazin ki, birkaç gün sonra babam öldü. Babam ölmeden birkaç gün Önce, bîr denizci gelip, “Bili bu­rada mı?” diye sordu. Tarifinden kaptanı aradığını anlamıştım. Bir müddet sonra, kaptan uzaktan görünce saklandı. Kaptan içeri girip oturduktan sonra, birden bire ortaya çıkıp, afallayan kapta­nın yanına gidip oturdu. Biraz sonra karşılıklı olarak bıçaklarını çektiler ve kapıştılar. Sonra, bizim kaptan diğerini önüne katıp kovaladı, ama biraz sonra da bayılıp yere düştü. Meğer, sara nö­beti geçiriyormuş. Babamı kontrole gelen doktor onu da muayene etti ve böyle içmeye devam ederse çok yakında öleceğini söyledi. Devamını oku

Altın Işık - Ziya Gökalp

12 Eki 2008 · Kategoriler: 100 Temel Eser (İlköğretim), Kitap Özetleri · 14 Yorum 

Altın Işık
Ziya Gökalp

Altın Işık, düşünce adamı olmasının yanı sıra verimli bir halkbilim araştırmacısı da olan Ziya Gökalp’in Türk masallarını, halk öykülerinin ve destanlarının bir bölümünü, nazım ya da düzsöz olarak yeniden yazdığı kitabıdır. Kitaptaki on iki metinden yedisi manzum, dördü düzsöz ve biri sahne oyunu biçimindedir. Gökalp’ın halk yazınına yönelmesinin nedeni, onun ulusal Türk düşüncesini yeniden kurmanın, ancak halk yazınının dil ve anlatım özelliklerini belirlemekle mümkün olacağı düşüncesidir.

Devamını oku

Sonraki sayfa »