İnci’nin Maceraları - Orhan Kemal
| İnci’nin Maceraları Orhan Kemal |
KONUSU: İnci ismindeki çocuğun, gerçek yaşam ile hayal dünyası arasındaki bağlantıyı kurmaya çalışması anlatılmaktadır.
ARKA KAPAK YAZISI:Türk edebiyatının en özgün ve gerçekçi yazarlarından olan Orhan Kemal yazdığı roman, oyun ve öykülerin hepsinde, yoksul, hayatla mücadele etmek zorunda olan, ama umudunu, yaşama sevincini kaybetmeyen insanlardan söz eder. İnci’nin Maceraları’ndaki sekiz öykü yine aynı dünyanın çocuklarını anlatıyor ve Orhan Kemal her zamanki gibi, yoksulluğun umudu ve insan sevgisini yok edemeyeceğine duyduğu inancı vurguluyor.
İnci’nin Maceraları - 1
Altı yaşında bir kız olan İnci’nin cezaevinden yeni çıkmış o-lan babası, kızının, üst kattaki doktorun kızı Berin ile arkadaşlık etmesini istememektedir. Hatta bir gün, Berin kendilerine gelip oyun oynamak için izin istediğinde, babası “Siz zenginsiniz, biz fakir, o nedenle kızım seninle oynayamaz” diyerek Berin’in kalbini de kırmıştı. O günden beri, Berin kendisi ile görüşmüyor, İnci’yi gördüğünde, “Kaba adamın kızı” diye laf atmaktadır. Zaten, babası geldiğinden beri, annesi de daha çok babası ile ile ilgilenmektedir. Bu nedenle İnci zaman zaman babasının ya ölmesini, ya da yeniden hapse girmesini düşünüyordu.
Bir gece, annesi ile babası konuşurlarken, babasının kışlık paltosu olmadığı için, askeriye malı olan kabanı boyatıp giyeceğini, ancak bunun da suç olduğu için, yakalanırsa hapise girebileceğini öğrendi.
O günün sabahı, babası evden çıktıktan sonra, bin bir işve ve cilve ile annesinden babaannesine gitmek için izin isteyip alınca, kendisini hızla sokağa attı. Babaannesinin evlerinin karşısındaki eczanenin yanında nöbet beklemekte olan polisin yanına kadar koştu. Polisin yanına varınca, polisin bıyıklarından ürküp, “Babaannemgile gidiyorum” dedi.
İnci’nin Maceraları 2
İnci koşa koşa mutfaktaki annesinin yanına koşup, “Sürmeli doğurdu, hem de dört tane. İkisi siyah, ikisi beyaz, ayy ne güzel, ne güzeli” diye bağırdı. Annesi hiç oralı olmayıp, “Kes sesini” dedi. Traş olan dayısına koşup, aynı sözleri tekrarladı, dayısı bu esnada jileti biraz fazla kaçırıp yüzünü kesince İnci’ye bir tekme savurdu, ancak boşa gitti. İnci yılmadı, bu sefer de koşup aynı müjdeyi babasına söyledi. Babası biraz ilgilenir görünse de, sonra başından savdı. Devamını oku
Ölüm Diyeti - Robin Cook
Yayınevi:Altın Kitaplar Yayınevi
Basım Yılı: 1999
Kitabın Konusu: Bir hastahanede ardı ardına gele ölümlerin ortaya çıkarılmasıdır.
Kitabın Özeti:
Doktor Hodges Barlett Kent Hastanesi (BKH)’ ni kurduktan sonra, işletmesini üstlenerek hastaneyi büyük ve tanınan bir kurum haline getirir. Ekonomik sıkıntıların patlak vermesiyle birlikte Barlett ilçesinde bulunan iki özel hastane maddi ihtiyaçları karşılamaktaki güçlüklerden dolayı kapanır. Dr. Hodges de bu ekonomik durumdan etkilenen hastanesini kurtarmak amacıyla ekonomiden anlayan Traynor’ ı yönetim kurulu başkanlığına getirerek kendini emekliye ayırır. Traynor hastaneyi ayakta tutabilmek için bölgenin en önemli sağlık merkezlerinden biri olan Comprehensive Medical Vermont (CMV) ile sağlık antlaşması yapar.
CMV antlaşma gereği BKH’ ye hem hasta hem de doktor yollayarak, karşılığında para ödemeyi taahhüt eder. CMV’ nin asıl amacı BKH’ ye parası ve sosyal güvencesi olmayan hastalarını göndererek, BKH’ yi ekonomik açıdan zor duruma düşürmek ve hastanenin bu güç durumundan yararlanarak yönetimi ele geçirmektir. BKH’ de bir süre sonra hasta ölümlerinde artış görülmeye başlanır. Bu ölümlerin tümü eskiden ciddi bir hastalık geçirmiş ve bu hastalıkla mücadeleyi kazanmış fakat BKH’ ye küçük vakalar için başvurup, tedavi olduktan sonra, hastanede ölenlerden oluşur. Bu olayların hastane üzerindeki etkisi de olumsuz yönde olmaktadır. Otoparkta hemşirelere cinsel taciz yapılıp diğer personelin de malına zarar verilmektedir.
Bu esnada hastanenin kurucusu olan emekli yönetim kurulu başkanı Dr.Hodges olayları inceler ve otoparktaki hemşire saldırılarını gerçekleştiren kişinin yine hastaneden birinin olduğu kanısına vardığını ve ölüm olaylarındaki artışların şüpheli olduğunu aktarır ve aynı günün akşamı öldürülür.
Bu arada kitabın kahramanları Dr. David, karısı Dr. Angela ve kızları Niki CMV’ ye iş başvurusunda bulunarak kabul edilir ve BKH’ ye antlaşma gereği Devamını oku
Define Adası (uzun)
| Define Adası Robert Louis Stevenson |
Kitap Özeti: Babam, annem ve ben İngiltere’nin batı sahillerinde, küçük bir kasabada, küçük bir hanı işletiyorduk. Ben, on on iki yaşlarıdayken, bir gün hana iri yarı, kir pas içinde, suratında yara izi olan, denizci birisi geldi. Hanımızı beğendiği için kalacağını, fazla yemek ve yer seçici olmadığın belirtti ve üç altını çıkartıp masanın üzerine avans olarak koydu. Bir gün bana, dikkatli olup, bir ayağı tahta olan bir denizciyi gördüğümde, kendisine haber verirsem, ayda dört peni kazanacağımı söyledi. Ben de kabul ettim. O günden sonra gözümü dört açtım. Akşamlan içiyor, maceralarım anlatıyor, milleti kendisini dinlemesi için zorluyordu. Müşteriler ondan çekindikleri için seslerini çıkaramryorlardı ama her geçen gün de handan çekiliyorlardı. Babam, “eyvah, bu gidişle iflas edeceğiz” diyordu. Aradan aylar geçmiş olmasına rağmen handan gitmeye niyeti yok gibiydi. Bir müddet sonra ne bana, ne de babama para vermez oldu. Gün geçtikçe borcu birikiyordu. Babamla sık sık tartışıyorlardı. Bir tartışma sırasında, babam kalp krizi geçirdi. Gelen doktor, aynı zamanda bölge polisi imiş. Kaptanın eli bıçaklı halini görünce, ona kızdı ve bir suç işlerse hapse tıkacağını belirtti. Ne hazin ki, birkaç gün sonra babam öldü. Babam ölmeden birkaç gün Önce, bîr denizci gelip, “Bili burada mı?” diye sordu. Tarifinden kaptanı aradığını anlamıştım. Bir müddet sonra, kaptan uzaktan görünce saklandı. Kaptan içeri girip oturduktan sonra, birden bire ortaya çıkıp, afallayan kaptanın yanına gidip oturdu. Biraz sonra karşılıklı olarak bıçaklarını çektiler ve kapıştılar. Sonra, bizim kaptan diğerini önüne katıp kovaladı, ama biraz sonra da bayılıp yere düştü. Meğer, sara nöbeti geçiriyormuş. Babamı kontrole gelen doktor onu da muayene etti ve böyle içmeye devam ederse çok yakında öleceğini söyledi. Devamını oku
Altın Işık - Ziya Gökalp
| Altın Işık Ziya Gökalp |
Altın Işık, düşünce adamı olmasının yanı sıra verimli bir halkbilim araştırmacısı da olan Ziya Gökalp’in Türk masallarını, halk öykülerinin ve destanlarının bir bölümünü, nazım ya da düzsöz olarak yeniden yazdığı kitabıdır. Kitaptaki on iki metinden yedisi manzum, dördü düzsöz ve biri sahne oyunu biçimindedir. Gökalp’ın halk yazınına yönelmesinin nedeni, onun ulusal Türk düşüncesini yeniden kurmanın, ancak halk yazınının dil ve anlatım özelliklerini belirlemekle mümkün olacağı düşüncesidir.
Mutlu Ölüm - ALBERT CAMUS
KİTABIN ADI : MUTLU ÖLÜM
KİTABIN YAZARI : ALBERT CAMUS
YAYIN EVİ : ÇAĞALOĞLU
BASIM YILI : 1991
Kitabın Konusu
Yaşamı alışagelen yerde arayan veya bir moda katoloğunu okurken, birdenbire kendi yaşamına yabancı olduğunu farkeden bir adam.
Kitabın Özeti
Patrice Mersault düzenli adımlarla Zagreus’un villasına doğru yürüyordu. O saatte hastabakıcı pazara çıkar, villa ıssız olurdu. Zagreus pencereye bakıyordu. Kapının önünden yavaşça bir otomobilin geçtiği duyuldu.
Tabancanın namlusunu sağ şakağının üzerinde hissettiğinde, gözlerini dışarıdan ayıramadı. Ama ona bakan Patrica gözlerini yaşlarla dolduğunu gördü. Gözlerini kapadı. Geriye bir adım attı ve ateş etti.
Artık Zagreus değil di beyimn, kemik,kan kabartısı için yara gözüküyordu yalnızca. Patrice koltuğun diğer yanına geçerek tabancayı onun rline verdi. Şakanın izasın kadar kaldırdı ve düşmesi için bıraktı. Daha sonra hızlı adımlarla yürümeye başladı. Küçük alanın dışandaki bir küme çocok dışında kimseler yoktu.
Devamını oku
Madam Bovary - Gustav Flaubert
KİTAP ÖZETİ:
Charles Bovary, orta halli bir ailenin oğludur. Annesi oğluna ne kadar düşkünse babası da o kadar ilgisizdir. Annesinin kendisine düşkünlüğü nedeniyle arkadaşlık ilişkilerinde zorluk çeker ve annesi onu sürekli yönlendirmektedir. Charles annesini baskısıyla tıp okur ve dul bir kadınla evlenir. Kısa bir süre sonra Charles’ın hasta karısı ölür. Bu arada Charles bir çiftlikte Rouault Baba’ya bakmaktadır. Bu çiftlikte tanıştığı Roualut Baba’nın kızı Emma ve Charles arasında bir yakınlaşma başlar ve evlenirler. Emma Bovary, zengin olma hayalleriyle yıllar geçtikçe
bunalıma girer. Charles karısı için çok üzülmektedir ve hava değişikliğinin iyi geleceğini düşünerekten Yonville’e taşınmaya karar verirler. Başta çok mutlu olan evlilikleri Emma Bovary’nin avunmaması nedeniyle gittikçe kötüleşir. Zengin olma hayalleri onu mutsuzluğa itmektedir.
Güzelliğinin yanında iyi bir eğitim alması ve terbiyesi ile çevresindekileri etkilemeye başlar. Genç ve yakışıklı Leon da bunların arasındadır,ama Madam Bovary’den beklediği karşılığı bulamaz ve böylece Yonville’i terk eder. Kısa bir süre sonra Emma, Rodolphe adlı bir adama aşık olur ve onunla ilişkiye girer. Rodolphe için her tür fedakarlığı göze alır ve o kadar çok para harcar ki, son olarak elinde sadece imzaladığı senetler kalmıştır. Bu ilişki Emma’ya zarar vermeye başlamıştır. Rodolphe Emma’yı terk eder ve Emma Bovary ciddi bir bunalıma girer. Charles karısını iyileştirmek için her türlü çareye başvurmuştur; fakat sonuç alamamıştır. Ödenmeyen senetler sonucunda evlerine haciz konur. Bu acılara dayanamayan Emma Bovary ilaç içerek intihar eder. Charles Bovary de karısının acısına dayanamaz ve kısa bir süre sonra o da ölür.
KARAKTERLER:
Emma Bovary : Romanın baş kahramanıdır. Romantik istekleri mantığının önüne geçmiş, güzel bir kadındır. Daima gözü yükseklerdedir. Elindeki ile yetinmeyi bilmeyen, doymayan bir kişiliğe sahiptir o nedenle hayatta hiçbir zaman mutlu olamamıştır.
Charles : Tembel bir kocadır. Hayatı boyunca hep annesinin istediklerini yapmaya mecbur kalmıştır. Çocukluk yıllarından kalma bu eziklik onu zayıf karakterli biri yapmıştır.
Homais : Meraklı ve misafirperver bir eczacıdır.
Rodolphe: Zengin ve çapkın bir erkektir.
Lheureux : Çıkarcı bir insandır. İnsanların hayatına karışan bir satıcıdır. Aynı zamanda çok paragözdür.
Rollet Ana : Dürüst bir hizmetkardır. İşini sevmemesine rağmen güvenilir bir sütannedir.
Leon : Yakışıklı ve saf bir duygusaldır. Emma Bovary’e aşıktır.
Madame Bovary, Gustave Flaubert tarafından 19. yüzyılda yazılmış bir romandır.
Bir çok otorite tarafından ilk modern realist roman sayılan Madame Bovary ilk kez 1857 yılında basılmıştır. Yapıt döneminde büyük yankılar uyandırmış, kitabın tamamının basılması için Flaubert’in mahkemeye gitmesi gerekmiştir. Romantizmin idealist yaklaşımına bir tepki olarak ortaya çıkan roman, realizm akımının ilk ve en önemli örneklerindendir.
2007 yılı çağdaş yazarlar oylaması,(basılı bulunan en üst on sıralamaya hak kazanmış kitaplar içinde) Madame Bovary’yi şimdiye kadar yazılmış en büyük roman birincisi olarak ve ikinci ise sadece Leo Tolstoy’un Anna Karenina. eserini seçmiştir.
Konusu:
Kitap, iyi kalpli olmasına rağmen basit ve sıradan bir doktor olan Charles Bovary’nin, yüksek idealleri ve aşırı bir lüks tutkusu olan romantik karısı Emma Bovary’nin hayatının tekdüzeliğinden sıyrılmak için girdiği durumları ve yaşadığı çeşitli gayri meşru aşk ilişkilerini konu alır. Baş karakter Emma Bovary’nin sergilediği davranışlar ve zinaları, o dönemde şokla karşılanmış ve bu yüzden yazar Flaubert uzun yıllar boyu çeşitli negatif yorumlara ve suçlamalara maruz kaldı.
Kitap Hakkında:
Gustave Flaubert gerçekçilik akımının öncüsüdür.
Madam Bovary romanı ise, edebiyatta çağ başlatan bir başyapıttır.
Madam Bovary bir dramdır; kentsoylu yaşamın batağında, romantik düşlerin peşinde koşan bir kadının dramı.
Doyumsuz tutkuların ağında mutluluk hayalleri kuran Emma Bovary, gördüğü bayağılık ve ihanetle yıkılır.
Asla yaşayamayacağı bir aşk için, şöhretini ve gururunu ayaklar altına alır, hayatını feda eder.
Var olduğunu sandığı büyük insani duygular ve değerler, küçük çıkarlar ve para karşısında tuz-buz olur.
Sonunda aşk acılarıyla kıvranarak romantik düşlerini yitirir, her şeyden duyduğu korku ve pişmanlık içinde hayatına son verir. Evet, Madam Bovary kadın ruhunun (aşk) acılarını eşsiz bir güçle anlatan muazzam bir romandır.
Hala ruhunu yitirmeyen kadınlara ve erkeklere ithaf olunur.
Dünyanın Ucundaki Fener - Jules Verne
Kısa Kitap Özeti
Dünya’nın güney ucunda ıssız bir adadaki bir fenerin çevresinde gelişen olaylar anlatır. Azgın dalgalar ve korkunç kayalıkların yol açtığı gemi kazalarını önlemek için inşa edilen fenere üç bekçi bırakılır. Bu üç bekçinin adı Vasquez, Felipe ve Moriz’ dir. Ayrıca Devlet Adasında bu üç bekçiden başka kişilerde bulunur. Bunlar Kongre Çetesi’ dir. Bu çetenin başkanının adı Kongre, başkan yardımcısının adı ise Carcante’ dir. Bu çetede Kongre ve Carcante’ den başka bir düzine kişi daha vardır. Bu çete Devletler Adasında bir mağarada kalırlar.
| Dünyanın Ucundaki Fener Jules Verne |
Ülkelerine dönmeyi çok isterler ama bu bir müddet gerçekleşemez. Çünkü bu çetenin ne teknesi ne sandalı ne de yelkenlisi var. Bu yüzden adada mahküm kalırlar. Bir gün bir yelkenli bu çetenin bulunduğu kıyıya gelir. Yelkenli kuma yapışır kalır. Çetenin bu yelkenliyi kumdan kurtarması çetenin bir kaç gününü alır. Daha sonra çete yelkenlinin bir Şili yelkeni olduğunu ve adının ise Masue olduğunu tesbit ederler. Devamını oku
PLANLI DERS ÇALIŞMA TEKNİKLERİ
Planlı çalışma baştan sona amaçli bir iştir. Plan bir ögrenciye ;
• Bir isin hazirlanmasinda kendisine yeterli zamani ayarlamasini saglar.
• Daha etkin olmasina yardimci olur.
• Kendisine güvenini artirir.
• Sorunlarini çözmesini kolaylastirir.
• Dogru karar vermesini saglar ve kararsizliktan kurtarir.
Plan hazirlarken asagidaki noktalara dikkat edilmelidir :
• Çalismak için ayrilacak saatler saptanirken, çalisacak dersin verildigi gün ve saate yakin olmasina dikkat edilmelidir. Bu durum unutmayi azaltir, ögrenileni pekistirir.
Devamını oku

