Katre-i Matem – İskender Pala

06 Nis 2009 · Kategori: Kitap Tanıtımı 

Katre-i Matem
İskender Pala

Roman, müzayededen alınan elyazması bir kitabın hikâyesiyle başlıyor. Okurlar, bu elyazması kitabın açtığı kapıdan giriyor, bir devre adını veren ‘lale’nin izinde yol alıyor. Romanda İskender Pala, sevdiğini aşklarının ilk gecesinde kaybeden Şahin’in, bu kaybın ardındaki esrarı çözmek için külhanlara, tomruklara, lalezarlara ve hatta Osmanlı sarayına kadar uzanan yolculuğunu anlatıyor.

İstanbul bu romanda, karmaşası, heyecanı, isyanları, kalabalığı ile lalelere bürünüyor. Öyle ki lale sadece bir çiçek değil, bir yaşayış tarzı, estetik bir tavır, kültürel ve tarihsel bir birikim olarak İstanbul’u, hatta tüm Osmanlı’yı çevreliyor. İstanbul, doğal tüm güzelliklerinin, mimari şaheserlerinin tarihî debdebesi ile beraber lalezarlara, lale yarışlarına, lale şiirlerine bezeniyor; lalelerin şehri, renklerin şehri, yaprakların şehri haline dönüşüyor.

İskender Pala, Katre-i Matem’de usta kalemiyle lalelere bezediği İstanbul’da kavuşup doyulamayan, kavuşulamayıp yakan aşkların elemli ve Osmanlı hallerini de tüm ıstırap ve coşkularıyla anlatıyor. Sevdiğini, aşklarının ilk gecesinde kaybeden Şahin’in macerasını anlatan roman, bu kaybın ardındaki esrarı çözmek için külhanlara, tomruklara, lalezarlara ve hatta Osmanlı sarayına kadar gidiyor. İşte bu yolculuk, okuru hiç ummadığı yerlerde hiç ummadığı maceralarla karşılaştırıyor.

Cinayetlerin gölgesiyle giderek gizemli bir hal alan olaylar Lale Devrine nihayet veren Patrona Halil İsyanının yakıcı siyasal çalkantılarıyla birlikte çözülmeye başlıyor.

Kalemimi hokkaya bandırdığım şu anda –ki Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’yı canından; Sultan III. Ahmet’i de tahtından eden cehennemden nişan Eylül İhtilali’nin üzerinden henüz iki hafta geçti- şahit olduğum olayları yazıp yazmamakta kararsız sayılırım. Bilemiyorum. Yazmak gerektiğini düşündüğüm şeyler bir bakıma devlete ait sırları ifşa etmek gibi bir ihanetin ağırlığını da vicdanıma yükleyecek. Öte yandan Şark’ın kutsal çiçeği laleye dair yorumlarda bulunacak ve belki şükufeciyan esnafını gücendirmiş de olacağım. Ama birisi çıkıp yiğit Şehzade Ahmet’i, aşağılık isyancıların yaptıklarını, cennete benzeyen İstanbul’u ve Sadabat’ın laleye kattığı zarafeti anlatmazsa bu dahi tarihe ve şehre haksızlık sayılır.


Yazının Devamını Oku »


Yorumlar

1 Yorum to “Katre-i Matem – İskender Pala”

  1. gülçiçek on 29 Ara 2011 14:19

    KATRE-İ MATEM İLK OKUMAYA BAŞLADIĞIM ANDAN İTİBAREN BENİ ADETA BÜYÜLEDİ. BEN ÇOK KİTAP OKUMAMA RAĞMEN BU KADAR GÜZEL KURGUYU, TARİHİ VE KÜLTÜRÜYLE,TÜM GÖRKEMİYLE OSMANLIYI GÖRME ŞANSINI YAKALADIĞIM İÇİN KENDİMİ ÇOK ŞANSLI HİSSEDİYORUM.MACERA,TARİH VE AŞK ÜÇLÜSÜ BU KADAR GÜZEL BİR ŞEKİLDE ANLATILABİLİRDİ ANCAK. İNSANLARIN OSMANLIYA BAKIŞ AÇISINA ÇOK ŞEY KATACAĞINI DÜŞÜNDÜĞÜM, DAİMA EN KEYİF ALARAK OKUDUĞUM KİTAPLARDAN BİRİSİ OLARAK KALMA ŞANSINI VERDİĞİ İÇİN SAYIN İSKENDER PALA’YA MÜTEŞEKKİRİM. :)

Yorum yapın.