Dönem Ödevi Kapakları
Yıllık ödevleriniz için hazır dönem ödevi kapakları. Microsoft office word programında hazırlanmış Çeşitli tablolar ve resimler eklenmiş hazır ödev kapaklarını kendi bilgilerinize göre değiştirip kullanabilirsiniz.
İndirmek İçin Tıklayın
Kurtuluş Savaşçıları - Sezen Özol
| Kurtuluş Savaşçıları Sezen Özol |
KİTABIN ADI : KURTULUŞ SAVAŞÇILARI
KİTABIN YAZARI : SEZEN ÖZOL
YAYIN EVİ : KASTAŞ YAYIN EVİ
BASIM YILI : 1999
Kitabın Konusu
Kurtuluş savaşında cephedeki olaylar.
Kitabın Özeti
İbrahim Ağa 1914’deki genel seferberlikte askere alınmıştır. Sırasıyla Çanakkale Filistin muharebelerinde bulunmuş akıllı ve sevilen bir posta çavuşudur. İnönü savaşları ile askerin morali ve kurtuluşa olan inancı artar. Daha sonra Yunanlılar, takviye güçlerle, Kütahya-Eskişehir hattını ele geçirirler. Kütahya ve Eskişehirin düşmesinden sonra, cephede genel bir huzursuzluk ve bozgun havası vardır ancak Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının güzel yönetimiyle durum düzeltilir ve Sakaya savaşı ile düşmanın taarruz gücü kırılır, bu arada çok kayıp verilmiş ve bunalımlı günler yaşanmaktadır. Büyük taarruz ile düşmana son ve ölümcül darbe indirilerek, izmirde denize dökülmüştür. Devamını Okuyun
Muallim Naci
Muallim Naci, 1850 yılında İstanbul’da doğdu. Asıl adı Ömer’dir. Babasının ölümü üzerine dayısının yanına Varna’ya gitti. Orada medrese öğrenimi gördü. Varna Rüştiyesi’nde öğretmenlik yaptı. Sait Paşa’nın özel kâtibi olarak Rumeli ve Anadolu’nun birçok kentini dolaştı. İstanbul’a geldi. Memuriyetten istifa etti. Tercüman-ı Hakikat gazetesinde edebiyat sayfasını yönetmeye başladı. Başka gazetelerde çalıştı. Galatasaray Lisesi ve Mekteb-i Hukuk’ta edebiyat öğretmeni olarak çalıştı. Yaşadığı dönemde, Recaizade Ekrem ekolüne karşı klasik edebiyatı savundu. Aruzu ustalıkla kullandı. Servet-i Fünûncuları etkiledi. Şiirinin yanında edebiyat tarihi ve sözlük çalışmalarıyla da ilgi çekti. ünlü bir üstattı.1893 yılında 13 Nisan’da öldü ve II. Mahmut Türbesi haziresine gömüldü.
Eserleri
ŞİİR: Terkib-i Bend-i Muallim Naci Ateşpare (1883) Şerâre (1884) Fürûzan (1885) Sümbüle (1889) Yadigâr-ı Naci
ELEŞTİRİ: Muallim (1886) Demdeme (1886)
ANI: Medrese Hatıraları (1885) Ömer’in Çocukluğu (1890-1969)
SÖZLÜK: Lügat-ı Naci (1891-1978)
ARAŞTIRMA: Osmanlı Şairleri (1890-1986) İstilahât-ı Edebiyye (1890-1984) Esâmi (1890)
MEKTUP: Muhaberat ve Muhaverat (1884) Şöyle Böyle (1884) Mektuplarım (1886)
OYUN: Heder (ölümünden sonra, 1908)
Çocuk Şiirleri - İbrahim Alaaddin Gövsa
| Çocuk Şiirleri İbrahim Alaaddin Gövsa |
Şair, yazar. Yüksek öğrenimini Hukuk Mektebi’nde tamamladı (1910). Jean Jaques Rousseau Enstitüsü’nde pedagoji ve psikoloji öğrenimi yaptı. Yurda döndüğünde çeşitli devlet memurluklarında bulundu. 1927’de Sivas, 1939’da İstanbul milletvekili seçildi.
İlk şiirleri Servet-i Fünun ve Hıyaban’da yayınlandı. Servet-i Fünun topluluğundan sonra Milli Edebiyat akımına katıldı. Heceyle yazdığı şiirleri Yeni mecmua, demet dergilerinde yayınlandı. Ayrıca çeşitli gazetelerde fıkra yazarlığı yaptı, gülmece öyküsü, monografi, ansiklopedi ve sözlük yazımıyla uğraştı.
Başlıca yapıtları: Çocuk Şiirleri (1911), Çanakkale İzleri (1926), Şen Yazılar (1926, gülmece öyküleri), Sözoyunları (düzyazılar, 1942), Resimli Yeni Lügat ve Ansiklopedi (1947).
Vatan Yahut Silistre - Namık KEMAL
| Vatan Yahut Silistre Namık KEMAL |
Namık Kemal, 21 ARALIK 1840’ta Tekirdağ’da doğdu. Müneccimbaşı Mustafa Asım ile Fatma Zehra Hanım’ın oğludur. Sekiz yaşındayken annesinin ölümü üzerine dedesi Abdüllatif Paşa’nın yanına alındı. Bir yıl İstanbul’da Beyazıt ve Valide rüştiyelerinde okudu (1849). Rumeli ve Anadolu’nun çeşitli merkezlerinde görevler alan dedesiyle birlikte dolaşır. Kars’ta bulundukları yıllar (1851-1854) müderris ve şair Seyyit Mehmet Hamit Efendi tarafından yetiştirildi. Bir yıl sonra İstanbul’a döndü. Burada Arapça ve Farsça öğrenimi gördü. Bir süre sonra kaymakamlık görevi verilen dedesiyle birlikte Sofya’ya gitti (15 Mayıs 1855). Sofya’da geçirdiği iki yıl Namık Kemal’e yeni öğrenim olanakları kazandırmış, Fransızca’ya ve ilk şiir denemelerine bu şehirde başlamıştır. 1857’de İstanbul’a gelen Namık Kemal bir süre sonra Tercüme Odası’na girdi ve hem edebiyat, hem düşün adamı kişiliğinin oluşması yolunda kendisine çok şey kazandıran bir ortam içinde yetişme olanakları buldu, Fransızcasını ilerletti.
Devamını Okuyun
Tevfik Fikret
(24 Aralık 1867, İstanbul - 19 Ağustos 1915)
Edebiyat-ı Cedide şairi.
1888′de Galatasaray Lisesi’ni bitirdi ve yine aynı lisede öğrentmenlik yaptı. Devlet dairelerinde memuriyet, okullarda öğretmenlik yaptı. Okul yıllarında başladığı şiirle ilgilenmeyi sürdürdü.
Servet-i Fünun dergisinin çevresinde şekillenen topluluğa katıldı. İlk kitabı Rubab-ı Şikeste (Kırık Saz) 1900′de yayımlandı.Tevfik Fikret’in Türk şiirinin Batılı bir kimlik kazanmasında rolü büyüktür.
Fikret’in Abdülhak Hamit’in ve Galatasaray sultanisi’nden hocası olan Recaizade Mahmut Ekrem’in tesiriyle Batılı anlayıştaki şiire yönelmiştir.Fikret’in Servet-i Fünun anlayışına bağlı şiirlerinde işlediği konular özelikle aşk,tabiat ve günlük yaşamda karşılaşılan bazı küçük sorunlardır.
Devamını Okuyun
Gulyabani - Hüseyin Rahmi Gürpınar
| Gulyabani Hüseyin Rahmi Gürpınar |
KİTABIN ADI Gulyabani
KİTABIN YAZARI Hüseyin Rahmi Gürpınar
YAYINEVİ VE ADRESİ Ankara Cad. 31/2 Çağaloğlu-İstanbul
BASIM YILI Ocak 1995
1. KİTABIN KONUSU :
Yazar cin,peri ve gulyabani gibi boş inancların nasıl kötüye kullanılarak saf ve namuslu insanların kandırıldığını anlatmıştır.
2. KİTABIN ÖZETİ :
Hoppaca bir kız olan Munise çok güzel bir kızdır. Annesi ve babası o daha gençken ölür.Komşuları Munise’yi geyindirip,geçindirir ve çehiz vererek onu birisiyle evlendirirler. Fakat Munise kocasıyla pek anlaşamaz ve bir gün kocası evde yokken kaçar. Daha sonra ana dostu olan Ayşe Hanım adlı bir kadın onu bulur ve ona onun hizmetçilik yapabileceği iyi ve namuslu bir yere götüreceğini söyler. Ama Ayşe Hanımın Munise’ye bir tafsiyesi vardır. O da şudur ki; Eğer oradakalıp iyi para kazanmak ve daha sonra kendine iyi yuva kurmak istiyorsa orada olup bitenleri kimseye söylemeyecek ve bunlara tepki vermeyecekti. Munise bu fikre evet der.Ayşe Hanım Munise’yi bir dağın tepesindeki köşke götürür. Burada onları Çeşmifelek Kalfa ve Ruşen adlı iki hizmetçi karşılar. Daha sonra Ayşe Hanım Munise’yi burada bırakıp gider.
Devamını Okuyun
Karagöz ile Hacivat
| Hacivat ve Karagöz / Seçme Hikayeler Zeynep Üstün |
Orhan Gazi babası Osman Bey’in anısına o dönem ki başkent Bursa’da büyük bir camii yaptırmaya karar vermiş. Emrindeki bütün mimarları çağırmış huzuruna. “Babam Osman Gazi’nin anısına güzel olduğu kadar görkemli bir camii yapılmasını istiyorum. En güzel projelerinizi yapın getirin bana.” demiş onlara. Kısa bir süre sonra bütün mimarlar en güzel projeleriyle Orhan Gazi’nin huzuruna gelirler. Bütün projeleri tek tek inceleyen Orhan Gazi içlerinden en beğendiğinin sahibi mimarı çağırtmış ve ona kusursuz bir işçilik istediğini söylemiş; “Yörenin en iyi ustaların bulacaksın ve en kaliteli malzemeleri kullanacaksın, hiçbir masraftan da kaçınmayacaksın” diye de belirtmiş. Mimarbaşı birkaç gün içerisinde ülkenin dört bir tarafından en iyi ustaları toplamayı, en kaliteli ve güzel malzemelerin getirtilmesini sağlamış ve sultanın huzuruna çıkmış. Mimarbaşı; “Padişahım” demiş, “Yörenin en iyi duvar, demir, ahşap ustalarıyla en becerikli hat sanatçıları ve nakkaşlarını topladım. İnşatta kullanılacak bütün malzemeler kılı kırk yararak seçildi. Biz hazırız, emir verirsen hemen başlamak isteriz bu kutlu işe” Mimarbaşı’nın anlattıklarından son derece memnun görünen Orhan Gazi, ” Mimarbaşı beni çok iyi dinle” demiş. “Söylediklerin güzel, hemen başlayabilirsiniz camiyi inşa etmeye ama aç kulaklarını dinle şimdi. Bil ki bu camii benim için çok önemli. Bu yüzden ,her kim ki inşaatın yavaşlamasına veya işlerin aksamasına sebep olursa o an kellesini vurdururum. Şimdi çıkın gidin başlayın camiyi yapmaya.”
Devamını Okuyun


