Sevdalinka - Ayşe Kulin

14 May 2008 · Kategori: Kitap Özetleri · Yorum 


KİTABIN ÖZETİ

Sevdalinka,belgesel nitelikli bir romandır. Boşnakların tarihteki rolü, Bosna Savaşı ve öncesinde gelişen olaylar kronolojik bir sıra takip edilmeksizin roman kurgusu içinde anlatılmaktadır.

Roman kahramanı, Nimeta, bir inşaat mühendisi ile evli ve iki çocuk annesidir. Bosna Televizyonu’nda haber görevlisi olarak çalışmaktadır. Mesleği gereği, Bosna Savaşının başlamasına kadar ülke içinde meydana gelen olayları yerinde gözlemler. Bu görevlerden birinde Zagreb’de çalışan gazeteci Stefan ile tanışır. Kısa zamanda ilişkileri aşka dönüşür. Nimeta , ailesi ve Stefan arasında bir tercih yapma zorunluluğu karşısında kendi içinde psikolojik bir savaş vermektedir. Aynı günlerde ülke içerisinde de mevcut düzen yavaş yavaş bozulmakta , Yugoslavya Federasyonu muhtemel bir iç savaşa doğru ilerlemektedir. Daha net bir ifade ile , Sırbistan , “Büyük Sırbistan” arzusuyla federasyonu sonu meçhul lakin muhakkak kan ve acı dolu bir savaşa ; faturasını Boşnaklar’ın çok ağır ödeyeceği kanlı bir savaşa sürüklemektedir.

“Yurtta Sulh Cihanda Sulh” düsturunun insanlığın mutluluğu açısından ne kadar vazgeçilmez bir anlam taşıdığını çarpıcı bir biçimde okuyucuya gösteren bir kitaptır.

Cam ve Elmas

31 Oca 2008 · Kategori: Kitap Tanıtımı · Yorum 

Cam ve Elmas

Sadık Yalsızuçanlar

Sadık Yalsızuçanlar Harakanlı bilge Ebu’l-Hasan’ın yaşamını çarpıcı bir dille anlattığı yeni kitabı Cam ve Elmas ile yeniden okuyucusuyla buluşuyor. Kars’taki Harakani dergâhında geçen olaylar, kente bir belgesel filmin çekimleri için giden ekipteki kameramanın gözünden daha doğrusu, kalbinden- anlatılıyor. İki epigraf ile açılıyor Cam ve Elmas; biri Ebu’l-Hasan Harakani’nin ta kendisinden: “Yeryüzünde yolculuk edenin ayağı; gökte yolculuk yapanın ise kalbi su toplar.”

Aynı Harakanlı’nın kendi hayatı gibi.

İkincisi ise Wittgenstein’dan. “Yüreğimin büklümleri hep birbirine yapışmaya çalışır, ben de yüreğimi açmak için büklümleri hep yeniden çekip koparmak zorunda kalırım.”
Devamını Okuyun

Vatan Yahut Silistre - Namık KEMAL

Vatan Yahut Silistre
Namık KEMAL

Namık Kemal, 21 ARALIK 1840’ta Tekirdağ’da doğdu. Müneccimbaşı Mustafa Asım ile Fatma Zehra Hanım’ın oğludur. Sekiz yaşındayken annesinin ölümü üzerine dedesi Abdüllatif Paşa’nın yanına alındı. Bir yıl İstanbul’da Beyazıt ve Valide rüştiyelerinde okudu (1849). Rumeli ve Anadolu’nun çeşitli merkezlerinde görevler alan dedesiyle birlikte dolaşır. Kars’ta bulundukları yıllar (1851-1854) müderris ve şair Seyyit Mehmet Hamit Efendi tarafından yetiştirildi. Bir yıl sonra İstanbul’a döndü. Burada Arapça ve Farsça öğrenimi gördü. Bir süre sonra kaymakamlık görevi verilen dedesiyle birlikte Sofya’ya gitti (15 Mayıs 1855). Sofya’da geçirdiği iki yıl Namık Kemal’e yeni öğrenim olanakları kazandırmış, Fransızca’ya ve ilk şiir denemelerine bu şehirde başlamıştır. 1857’de İstanbul’a gelen Namık Kemal bir süre sonra Tercüme Odası’na girdi ve hem edebiyat, hem düşün adamı kişiliğinin oluşması yolunda kendisine çok şey kazandıran bir ortam içinde yetişme olanakları buldu, Fransızcasını ilerletti.
Devamını Okuyun

Gulyabani - Hüseyin Rahmi Gürpınar

21 Oca 2008 · Kategori: 100 Temel Eser (İlköğretim), Kitap Özetleri · 4 Yorum 

Gulyabani
Hüseyin Rahmi Gürpınar

KİTABIN ADI Gulyabani
KİTABIN YAZARI Hüseyin Rahmi Gürpınar
YAYINEVİ VE ADRESİ Ankara Cad. 31/2 Çağaloğlu-İstanbul
BASIM YILI Ocak 1995

1. KİTABIN KONUSU :
Yazar cin,peri ve gulyabani gibi boş inancların nasıl kötüye kullanılarak saf ve namuslu insanların kandırıldığını anlatmıştır.

2. KİTABIN ÖZETİ :
Hoppaca bir kız olan Munise çok güzel bir kızdır. Annesi ve babası o daha gençken ölür.Komşuları Munise’yi geyindirip,geçindirir ve çehiz vererek onu birisiyle evlendirirler. Fakat Munise kocasıyla pek anlaşamaz ve bir gün kocası evde yokken kaçar. Daha sonra ana dostu olan Ayşe Hanım adlı bir kadın onu bulur ve ona onun hizmetçilik yapabileceği iyi ve namuslu bir yere götüreceğini söyler. Ama Ayşe Hanımın Munise’ye bir tafsiyesi vardır. O da şudur ki; Eğer oradakalıp iyi para kazanmak ve daha sonra kendine iyi yuva kurmak istiyorsa orada olup bitenleri kimseye söylemeyecek ve bunlara tepki vermeyecekti. Munise bu fikre evet der.Ayşe Hanım Munise’yi bir dağın tepesindeki köşke götürür. Burada onları Çeşmifelek Kalfa ve Ruşen adlı iki hizmetçi karşılar. Daha sonra Ayşe Hanım Munise’yi burada bırakıp gider.
Devamını Okuyun

Sodom ve Gomore - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

17 Oca 2008 · Kategori: Kitap Özetleri · Yorum 

Sodom ve Gomore
Yakup Kadri Karaosmanoğlu

KİTABIN ADI : SODOM VE GOMORE
KİTABIN YAZARI : Yakup Kadri KARAOSMANOĞLU
YAYIN EVİ VE ADRESİ : İletişim Yayınları İSTANBUL
BASIM YILI : 1984

Kitabın Konusu

İstanbul’un işgali ve İstanbul halkının işgale karşı gösterdiği tepkiler.

Kitabın Özeti

Birinci Dünya Savaşı henüz sona ermiştir.Osmanlı İmparatorluğu da bu felaketten payını almış ve ülkenin heryeri kargaşa içindedir. 1921’lerin İstanbul’u, İngilizler şehri işgal etmiş ve saray buna sessiz kalmıştır. İstanbul, Anadolu’ dan kopuk ayrı bir dünya gibidir, tıpkı Sodom ve Gomore gibi.Tanrının lanetlediği şehirlerden ikisidir. İstanbul kızları İngiliz subaylarıyla beraber olmaktan gayet mutludurlar. Leyla’da bunlardan biridir.Bu nazik kızlarımız Kuvayi Milliyetçileri yabani dağ insanı olarak görmekte,hatta tiksinmektedirler. Devamını Okuyun

İki Güzel Günahkar - Ahmet Rasim

17 Oca 2008 · Kategori: Kitap Özetleri · Yorum 

İki Güzel Günahkar
Ahmet Rasim

KİTABIN ADI : İKİ GÜZEL GÜNAHKAR
KİTABIN YAZARI : AHMET RASİM
YAYIN EVİ VE ADRESİ : ARBA ARAŞTIRMA BASIM YAYIN TİC. LTD. ŞTİ. SİRKECİ/İSTANBUL
BASIM YILI : İSTANBUL/AĞUSTOS 1988Kitabın Konusu

Kitap iki hikayeden oluşmaktadır. Birincisi ‘Bedia’ ikincisi ise ‘Güzel Eleni’ ismindedir. Birinci hikaye de Bedia adlı güzel bir Osmanlı kızının yaşadığı aşklardan ve bir sevgilisinden aldığı intikamdan bahsedilir. İkinci kitap ise Eleni adlı güzel bir Ermeni kızının yoksulluktan zengin bir şarkıcı olana kadar başından geçenleri anlatır.

Kitabın Özeti

Bedia annesiyle yaşıyan güzel, cilveli ve erkekleri parmağında oynatabilen bir Osmanlı kızıdır. Çapkınlığı ise dillere destandır. Kaç sevgili değiştirdiğinin haddi hesabı yoktur. Bedia kibar bir aile mensubudur. Pederi zengin ve eğlenceye düşkündü. Konaklarında hemen her gece eğlenceler düzenlenir, içkiler içilir, gülüp eğlenilirdi. Bütün bunların Bedia’nın kişiliğinin oluşmasındaki etkisi tabiki tartışılamaz.

Devamını Okuyun

Anahtar - Refik Halid KARAY

17 Oca 2008 · Kategori: Kitap Özetleri · 1 Yorum 

Anahtar
Refik Halid KARAY

Kitabın Konusu

Kitapta Kenan adlı kişinin karısının çantasında bir anahtar bulmasıyla başlayan olaylar ve sonunda bütün şüphelerinin boş bir kuruntu olduğu anlatılmaktadır.

Kitabın Özeti

Kenan bir gün anahtarını kaybeder ve gururlu bir insan olduğundan bunu kimseye söyleyemez. Habersizce karısının çantasından anahtarı alıp aynısını yaptırır. Daha sonra evin kapısında denediğinde kapı açılmaz. Olaylar böyle başlar. Kenan hem karısı Perihan’a sormaya çekinir hem de kendi kendine devamlı şüpheler üreterek olayı git gide büyütür. Kenan’ın içerisinde bulunduğu bu durum bir hastalıktır. Artık çevresindeki bütün erkeklerden şüphelenmekte, belki de bu anahtar onlardan birinin evini açıyor diye kendini yiyip bitirmektedir. Hatta bu durum karısını takip ettirmeye kadar varır. Bir gün karısının sürekli gittiği bir arkadaşının oturduğu apartmana karısının eski kocası Vecdi’nin taşınmış olduğunu öğrenir. Artık aklında tereddüt kalmamıştır. Oraya gidip anahtarı Vecdi’nin evinde deneyecektir. Devamını Okuyun

Korkunç Yıllar - Cengiz DAĞCI

14 Oca 2008 · Kategori: Kitap Özetleri · Yorum 

Korkunç Yıllar
Cengiz DAĞCI

Kitabın Konusu

Kırım’lı bir Tatar olan Sadık’ın bağımsızlık uğruna katlandığı olaylar ve Ruslar’ın Türkler’e yaptığı işkenceler.

Kitabın Özeti

Sâdık, Kırım’da, Akmesçit’e bağlı Kızıltaş köyünde doğmuştur. Kızıltaş Karadeniz kıyısında şirin bîr köydür. Ama Ruslar burada yaşayan Türkleri rahat bırakmazlar. Sık sık baskınlar düzenleyerek köyün, Kırım çapında da milletin ileri gelenlerini, aydınları tutuklayıp sürerler veya hapse atarlar. Rusların hedefi; diliyle, diniyle, medeniyetiyle Türk kültürünü yok etmektir. Camileri yıkarlar, tarihî eserleri harabederler. Sık sık alfabe değiştirerek Türk dilini unutturmaya, Türklerin birbirleriyle irtibatlarını kesmeye çalışırlar.

Devamını Okuyun