Mehmet Akif Ersoy ve İstiklal Marşı
| |
İstiklal Marşımız Milletimizin kahramanlık destanıdır. Bundan dolayı “Türk Milletindenim” diyen, milletinin tarihiyle gurur duyan herkesin İstiklal marşı’nın manasını çok iyi bilmesi gerekir. Zira Sevr Antlaşması ile aziz vatanımız parçalanmak istenmiş, yer yer işgale uğramış, bayrak boyun bükmüş,güzel İzmir Yunan’ın kirli çizmeleri altında kalmış, Bursa’da Osman ve Orhan Gazi’nin mübarek kabirleri çiğnenmiş bir ara başkentin Kayseri’ye nakli düşünülmüş, fakat imanından ve ümidinden ilham alan Akif; kanımız kadar sıcak, bayrağımız kadar aziz, imanımız kadar kuvvetli marşımızı yazmıştır. İstiklal Marşı, büyük milletimizi ebediyete kadar ayakta tutacak sağlam mısralarla örülmüş ölmez bir şaheserdir.
Safahat - Mehmet Akif ERSOY
| Safahat Mehmet Akif ERSOY |
Safahat Özeti:
Mehmet Akif, hem bir şair, hem bir yazar; hem de hatiptir.Bir taraftan Sırat-ı Müstakim ve Sebilü’r-Reşad’daki makaleleri, şiirleri, çevirileriyle, diğer taraftan vaazlarıyla halkı toparlanmaya ve düşmana karşı birlik olmaya çağırmıştır.Birinci dünya savaşı sırasında Osmanlı devletinin ve Arapların toparlanması, birlik olması için çok gayret etti.Kurtuluş savaşı sırasında Kuva-yı Milliye’den yana yazılar yazdı.Bu esnada Anadolu’ya geçerek Birinci Büyük Millet Meclisi’nde Burdur Milletvekili olarak görev yaptı. Bu arada Konya ayaklanmasını önlemek ve halka öğüt vermek için Konya’ya gönderildi. Oradan Kastamonu’ya geçti, Nasrullah Camisi’nde Sevr Antlaşması’nın iç yüzünü, Kurtuluş Savaşı’nın niteliğini anlatan coşkulu bir vaaz verdi, bu vaaz Diyarbakır’da basılarak bütün vilayetlere ve cephelere dağıtıldı.
Devamını Okuyun
Mehmet Akif Ersoy
Mehmed Akif, 1873 yılında İstanbul’da, sade ve geleneksel bir hayatın yaşandığı Fatih’in Sarıgüzel semtinin Nasuh mahallesinde 12 numaralı evde (Büyük bir yangında harap olan bu semtin ortasından bugün Vatan Caddesi geçmektedir) dünyaya geldi. Asıl adı Mehmet Ragif’tir. Ragif, ebced hesabıyla hicri 1290 rakamına karşılık gelmektedir ve bu rakam Akif’in doğum tarihidir.
Akif, Osmanlı devletinin hasta adam ilan edildiği ve bu görüşün dönemin devlet adamlarına ve aydınlarına uğursuz bir hastalık gibi bulaştığı, çöküş şartlarının hemen herkeste çözülme, umutsuzluk, panik yarattığı, buna rağmen hemen herkesin bir şeyler yapma çabasında olduğu bir dönemdir.
2. Mahmut’un, 3. Selim’in başlattığı yenileşme hareketleri, Tanzimat doruk noktasına varıyor ve bugüne kadar devam eden aydın- halk yabancılaşmasını, milletle devlet arasındaki problemli doğuruyor, toplumsal yarılmalara yol açıyordu. Yenileşme ile başkalaşma arasındaki farklar sık sık belirsizleşiyor atılan her adım ciddi sosyal ve siyasi maliyetler getiriyor, kendinden ve kendi köklerinden beslenen bir yenilenme gerçekleştirilemiyordu.
Korkuyla umut, ataletle hamle çabası, teslimiyetle yiğitçe direniş, çözülüşle yeniden toparlanış aynı anda ve çok zaman kolkola denecek kadar birbirine yakın duruyordu.
Avrupa ülkelerinin Osmanlıyı tasfiyesi politikası bütün hızıyla ve kararlılığı ile devam ediyordu.
Daha Akif 6 yaşında iken Ruslar İstanbul’a kadar ilerliyor Ayestefanos Abidesini dikiyordu. Yine 5 yaşında iken Abdulhamid, Meclis-i Mebusan’ı kapatıyor, devletin ve milletin varlığını korumak için politik dehasına ve çoküş endişesinin yarattığı bir haleti ruhiyeyle baskıcı bir politikaya yöneliyordu.
Mehmed Akif Ersoy’dan Seçmeler
| Mehmed Akif Ersoy’dan Seçmeler Yazar: Abuzer Kalyon |
Safahat’ın şairi,
İstiklalin şairi,
Vatan şairi Mehmed Âkif
Kardeşliğin, birlik ve beraberliğin şairi olan Mehmed Âkif Ersoy’u yeni yetişen çocuklarımıza ve gençlerimize hakkıyla anlatmak zorundayız.
Bilindiği gibi; Mehmed Âkif , İstiklal Savaşı’nda yerine getirdiği hizmetlerle millî mücadelemizin ektin ve en önemli isimlerinden biri olmuştur. O, şiirlerinde en güzel biçimiyle kullandığı Türkçenin söz ustasıdır. Dilimize ve edebiyatımıza sahip çıkabilmemiz için; Mehmed Âkif Ersoy’un düşünce yapısını gözden geçirerek Safahat’ı anlamamız ve yediden yetmişe herkese iyice anlatmamız gerekmektedir.

